Kategoriler
Dizi İncelemesi

Wednesday: 13. Cuma’da doğan kız

Wednesday karakteriyle ilk tanışmam çok eskiye dayanmıyor.Bu yaz kuzenlerim ,ben ve kardeşlerim bir film izlemek istiyorduk. Netflix’e girdiğimizde gözümüze “Addams Ailesi” diye bir film çarptı. Filmin animasyon halini sinemada ve reklamlarda görüyordum. Bu filmin onun daha eski versiyonu olduğunu düşündüm ki haklıydım. Filmi izledikten sonra gözüme çarpan birçok şey oldu. Morticia Addams ve Gomez Adams’ın ilişkisi bunlardan bir tanesiydi. Aynı zamanda, Wednesday karakteri daha önce pek karşılaşmadığım bir kişiliğe sahip. Hareketleri, olaylara karşı takındığı tavırları veya ağzından çıkan herhangi bir cümle bile bir hayli kabaydı ama bunları küçük bir kızın söylemesi ise bu durumu hem tuhaf, komikti ve karakteri ilgi çekici kılıyordu. Filmi izlememizden birkaç ay geçtikten sonra karşıma bir haber çıktı ve haberde Netflix’in Wednesday’in başrolünde olduğu bir dizi yayınlayacağını gördüm. Hemen internete girdim ve dizide kimler oynuyor veya daha önemlisi kim tarafından yönetildiğini gördüğümde bu dizinin bir hayli başarılı olacağını anladım.Dizinin dört bölümünün yönetmeni, birçoğumuzun küçüklüğüne damga vurmuş olan Tim Burton’dı.Tim Burton gerçek anlamıyla bu tarz filmleri yapmakta ustalaşmış çok renkli karaktere sahip bir yönetmendi. Bu iş için biçilmiş kaftandı. Tim Burton dizinin sekiz bölümünün dördünü yönetmiş. Peki genel olarak Wednesday dizisi nasıl?

İlk önce hikayeyi inceleyecek olursam Wednesday’in korkutucu ve güzel kabalığını bir gizemle birleştirmeleri kesinlikle çok güzel olmuş. Hikayemiz Wednesday’in, Nevermore okuluna gelmesiyle başlıyor. Bu okul özellikle “outcast” olarak tanımlanan yani alışılmışın dışında bazı insanüstü özelliklere sahip çocuklar için yapılmış bir okul. Wednesday okula geldiğinde asi yapısından dolayı olay çıkaracağını düşünmüş olabilirsiniz ama olay onu buluyor. Wednesday ölümle burun buruna geldiği bir durumla burun buruna geliyor. Henüz Wednesday’in yanındakiler olayın şokunu atlatamamışken o çoktan bu olayın arkasında kimin ya da kimlerin olduğunu araştırmaya başlıyor. Olayı çözmeye çalışan Wednesday kendini büyük bir planın içindi buluyor. Nevermore’a karşı bir saldırı gerçekleşeceğini ve bu saldırının önüne geçebilecek olan tek kişinin kendini olduğunu öğreniyor. Hikaye genel hatları ile böyle. Hikaye karakterin farklı hiç görünmemiş bir tarafını ortaya çıkarmış. Şahsen, Wednesday’in bu yeni portrelenme şeklini çok beğendim. Wednesday’in kişiliğini ve havasını bozmadan anlatması da çok hoşuma gitti. Fakat dizinin her şeyi topalayıp bir sonuca bağlayacağı son bölümüne çok fazla içerik doldurmuşlar. Bu yükleme sonucunda dizinin sonunda beklediğiniz yüzleşme çok kısa bir şekilde oluyor. Bence bunu bir böülüm daha ilave edip çözebilirlerdi.

Dizide kullanılan kıyafetler çok özenli ve detaylı bir şekilde hazırlanmasının yanı sıra karakterlerin kişiliklerini ayırmada izleyiciye çok yardımcı oluyor. Mesela dizide Wednesday karakteri renklere alerjik biri olarak gösteriliyor ve ona göre de giydiği her şey beyaz ya da siyah. Hatta dizi de bütün okuldaki herkesin giydiği üniforma mavi-siyahken, onun giydiği beyaz ve siyah. Onun dışında Enid karakteri de giyimi ve karakteristiği birbiriyle çok bağdaşan başka bir karakter. Enid, Wednesday’in aksine daha renkli bir kişiliğe sahip bu yüzden de giydiği kıyafetler daha renkli ve daha göz alıcı oluyor. Bu kişiliklerindeki farkın kıyafetlerine taşınması izlediğimiz zaman aralarındaki zıtlığı ve beklenmedik şekilde kurdukları arkadaşlığı absürd kılıyor.

Dizi bana göre her ne kadar başarılı olsada “Addams Family” (1991) filminde Wednesday’i oynayan Chritina Ricci bence en iyi Wednesday.

Dizideki diğer her şey ortalama seviyede yapılmış. Dizi eğer eğlenmek ve biraz da gizem istiyorsanız tam size göre.

Puan: 9/10

Kategoriler
Dizi İncelemesi

The White Lotus İnceleme

Hatırlar mısınız ben Euphoria 1. Sezon İncelemesinde Hbo kötü bir iş yapmaz demiştim. Beni de yanıltılar. Yanılmışım.  Hbo da kötü iş yapar. The White Lotus, komedi-drama türü altında yayınlandı ama ne dramasını düzgün veriyor ne de komedisiyle bizi güldürüyor. Hiçbir sahne görevini doğru düzgün yerine getiremiyor. Peki gerçekten bu kadar mı kötü?

Öncelikle hikayeye bakalım. Hikayemiz, Hawaii’ye tatile gelen bir evli çift, annesinin küllerini dökmek isteyen teyze ve 4 kişilik bir aileyle birlikte ailedeki kızın arkadaşı da gelerek başlıyor. Şimdi hikayede çok fazla gıcık eden unsur bulunuyor. Mesela annesinin küllerini denize dökmek isteyen yaşlı teyze; bu teyze neredeyse bütün diğer karakterlerin tatilinin içine ediyor. Yani aslında konu dramatik bir şey ; kadın annesiyle vedalaşmaya çalışıyor. Cast seçiminden dolayı mı yoksa karakterin bir derinliğinin olmasından dolayı mı bilmiyorum ama bu karakter her çıktığında diziyi bırakıp gitmek istedim. Onun dışında diğer karakterlerinde çok büyük bir derinliği yok. Mesela hikayenin bir yerine kadar Paula (kızın arkadaşı) ve Kai (otelde çalışan bir Hawaiili) sevgili oluyor sonra adam sözde ailesini kurtarmak (Ucuz drama) için Paula’nın kaldığı odayı soymaya çalışıyor ama yakalanıyor. Yakalanınca Kai bir anda hikayeden çıkıyor ve Paula umrunda değilmiş gibi davranıyor. Ondan başka verdiği bütün travmaları veya olayları tam işlemeden hikaye bitiyor. O zaman niye böyle bir işe kalkıştınız anlamadım. Neyse hikaye kısacası kötü.

Oyunculukları, hikaye gibi beğenmedim. Abartılı bir şekilde oynamışlar bu da ne dramın seyirciye geçmesini sağlamış ne de hikayenin anlaşılmasını sağlamış. Bazı sahnelerde abartılı oynamasalarda karakterlerle hiç bağ kuramıyoruz çünkü sözde iyi olan karakterler bile yaptığı şeyin iyi olmasına inanmıyor ama bizim inanmamızı bekliyor. Saçmalık. Kısaca oyunculuklarda çok kötü.

Çekim tekniği, makyaj, kostüm ve müzik hakkında konuşabileceğim hiçbir şey yok. Hepsi normal (standart) düzeyde.

Puan: 4/10 (Yakışmadı Hbo)

Kategoriler
Dizi İncelemesi Main page

Euphoria 2. Sezon İncelemesi

Eveeet, geldik bir sezonun sonuna daha. Tam 8 hafta boyunca her hafta pazartesiyi bekledim ama sonunda değdi. HBO yine yapmış yapacağını ve harika bir sezonu daha önümüze koymuş. Bu sezon o kadar iyiydi ki 2. sezon yayınlanırken 3. sezon onayı da geldi. Bu sefer kaç yıl bekleyeceğiz? Neyse, şimdi üzülmek yerine gelin bu harika sezonu konuşalım.

Öncelikle hikaye ve sunum konusuyla başlayalım. Hikaye, bu sefer Rue’nun hep merkezde olmasından biraz sıyrılıp diğer karakterlere de yer vermeyi seçmiş. Bu da diğer karakterlerle bağ kurmamızı ve onların hayatlarında var olmamızı sağlıyor, bu nedenle de dizideki bazı bölümlerde Rue’dan çok diğerlerini ve onların problemlerine şahitlik ediyoruz. Örneğin tiyatro bölümünde Lexi’nin bakış açısından Rue’nun geçmişini görüyoruz ya da bu sezon genelinde Cassie, Nate ve Maddy arasındaki aşk üçgenini görüyoruz. Yani iş birazcık Rue’dan çıktı derken 5. bölümle bizi vuruyor. Rue’nun uyuşturucularının gittiğini anlayınca kriz geçiriyor. Ondan sonra annesi ve kardeşiyle kavga edip Jules ve Elliot’la olan ilişkisini bitirmesi belki de bu sezonun Rue için kırılma noktası. Şurada bir parantez açıp şunu söylemek istiyorum: hikayenin başında Rue ile Jules nasıl hemen barıştı? Jules değil miydi Rue’yu tren istasyonunda bırakan? Ben orada birazcık gurur beklerdim ama Rue’nun uyuşturucunun etkisinde olduğunu varsayıyorum. Sunumda beğenmediğim bir nokta ise bu sezonda, geçen sezondaki gibi 5-10 dakikalık introların her bölümde bulunmaması. İzlerken keşke Elliot’ın hikayesini de anlatsalardı dedim. Genel olarak duyguyu izleyiciye yansıtma konusunda ilk sezondan iyi ama hikaye anlatımında ilk sezonun altında kalıyor.

Oyunculuklar ise oldukça şaşırtıcıydı çünkü her bölümde farklı oyuncuların hiç beklenmedik performanslarla devleştiğini görüyoruz. Mesela bu sezon Lexi’yi oynayan Maude Apatow ve Austin Abrams çok iyi bir performans sergiledi. Özellikle de sezonun en iyi bölümü olan 7. bölümde (tiyatro olan bölüm) çok iyilerdi. Onun dışında Zendaya da 5. bölümde o kadar iyi oynadı ki Twitter’da “Give Zendaya her Emmy now” başlığı altında epey ilgi topladı. Anlayacağınız, burada her şey tadında.

Çekim tekniklerine değinecek olursak buraya sadece 7. bölümün linkini koyup ayrılabilirim ama bunun hakkında birazcık konuşmak istiyorum. Genel olarak ilk sezondan bir şey kaybetmesini veya 7. bölümü izlerken bu kadar üstüne koyacaklarını düşünmüyordum ama koymuşlar ama ne koymuşlar. Resmen 7. bölüme aşık oldum. Çünkü ışık kullanımı ve bazı göz ilüzyonları kullanılması ve gerçekle tiyatro arasındaki geçişlerde sahneyi daha iyi yapıyor. Müzikali de unutmamak lazım. Onun dışındaki bölümlerde daha çok bir önceki sezonu çağırıştırırken yine daha önceki sezonda da olduğu gibi farklı film veya dizilerden sahnelerin benzerlerine yer vermişler.

Kostüm ve makyaj ekibini de geçen sezonki gibi tebrik etmek istiyorum. Makyajlar benzer kalitede ama bu sezon Rue ve Jules’un canlandırdığı sahneleri orijinallerinden ayırmak zor. Nasıl bu kadar iyi olabilir? Bölümde “Titanik, Brokeback Mountain, Ghost‘s, Prince Charming and Snow White (Pamuk Prenses), Midsommar, Frida Kahlo filmleri; The Lovers II, The Birth of Venus resimleri gibi birçok yerden referanslar var ve tahminen hepsinin yapımı çok uzun olmuştur ama bunlar bölümde sadece 30-50 saniye gözüküyor. Bu da diziye gösterilen özeni ortaya çıkarıyor.

Müzik kısmına gelecek olursak bu sezonda kullanılan müzikler, önceki sezonla yine benzerlik gösteriyor fakat bu sefer müzikler o kadar aklımda kalmadı. Belki daha yoğun bir hikaye olduğu için müzikler o kadar dikkatimi çekmemiş olabilir. Zaten ilk sezon için Labrinth sezona özel bir albüm çıkarmışken bu sefer 3-4 şarkı çıkarmış.

Sonuç olarak kalitesini çoğunlukla koruyan ama bazı yerleri geliştirip bazı yerleri o kadar geliştirememesine rağmen bu yılın en iyi dramalarından biri. Euphoria 2. sezon karşınızda.

Puan: 9.0/10 (İlkini izlediysen izlersin)

Kategoriler
Dizi İncelemesi Main page

Normal People İnceleme

Normal People, Sally Rooney’in “Normal People” adlı eserinden uyarlanmış bir mini dizidir. Dizi 2020’de pandemi sırasında BBC Three’de ve Hulu’da yayınlandı ve büyük bir ilgi gördü. Dizinin, kitabı gibi bir kısım tarafından beğenilip bir kesim tarafından beğenilmeme gibi bir durumu olmadı. Dizi dünya genelinde beğenildi. Peki hak etti mi?

Öncelikle hikayemiz Connell ve Marianne’in hikayesi yani bir aşk hikayesi diyebiliriz fakat normal aşk dizilerindeki klişelerin çoğundan (bir tane hariç)  sıyrılabilmiş. Mesela dizide aralarına girmeye çalışan kötü biri falan yok ya da Connell’ı tavlamaya (aklını çelmeye) çalışan biri yok. Genel olarak ikisinin verdiği kararları ve bunun sonuçlarına katlanmaları halinde ilerlese de hikayenin hiçbir yerinde birbirlerinden ayrılamıyorlar. Sıyrılamadıkları o klişe de tam burada devreye giriyor yani belirttiğim birbirlerinden ayrılamama mevzusu. Yani sanki aralarında mıknatıs varmış gibi ayrılamıyorlar. Hikayenin bu kısımları çok olmayıp diziye yedirilmiş olsa da bazen çok göze batıyor. Hikayeyle ilgili başka bir sorun da çok fazla zaman atlaması var. İki bölüm arasında nasıl 6 ay fark olabilir ve genellikle bu kısımlardan sonra kendinizi bir kaybolmuş halde buluyorsunuz. Bunlar dışında dizinin finaline de bir şey söylemek istiyorum bu kadar anlaşılmaz bir final olmaz. Şahsen ben internette baktım sonunu anlamak için ve orda bulduğum şeyden hiç memnun değilim yani böyle bitemez. Özetleyecek olursak ilk beş bölüm bence çok iyi ama sonra yavaş yavaş o çok iyi bozulmaya ve standart bir dizi olmasına sebep oluyor. 

Oyunculuk kısmı belki de Normal People’ı normal bir diziden iyi bir dizi kategorisine çıkaran şeylerden biri. Dizinin çoğunluğunda zaten iki karakteri görüyoruz. Bunlar, Paul Mescal (Connell) ve Daisy-Edgar Jones (Marianne). Bu ikisinin böyle büyük bir yükün altından kalkabilmesi bile bana göre büyük başarı. Zaten Paul Mescal bu dizideki rolü ile 2020’de BAFTA kazandı. Dizinin içinde bulunan yakın sahneler için yakınlık koçu ile çalışmışlar. Bunu söylüyorum çünkü bu gibi küçük yardımlar bizim karakterlerin arasındaki ilişkiye inanmamıza ve onların gerçekten bir yerde var olduğunu düşünmemize sebep oluyor. 

Dizinin çekim tekniklerine gelecek olursak bir önceki Euphoria kadar değişik ve yenilikçi teknikler denememişler fakat yaptıklarının da hakkını vermişler. Zaten dizide çoğunlukla yakın çekimler bulunuyor. Yakın çekim seçmelerinin sebeplerinden biri de üstte açıkladığım gibi dizide az diyalog olmasıdır. Duyguyu daha iyi verebilmek için iyi bir seçim olmuş. Oyuncular da bunun hakkını vermiş. Yakın yerine uzak çekimlere bakarsak göze çarpan ilk şey kesinlikle mekanlar. Çünkü yakın çok yakın olduğu kadar uzak da çok uzak olduğu için mekan seçimlerinin güzelliği burada ortaya çıkıyor. Keşke daha çok uzak çekim olsaydı çünkü dizide 3 (İrlanda, İsviçre, İtalya) ülke görüyoruz. Başarılı. 

Normal People (TV Mini Series 2020) - IMDb

Dizinin müzikleri diyeceğim ama dizinin kendine özel bir müziği yok ve olanlarda o kadar iyi değil. En azından akılda kalıcı değil. Bu da dizinin vermeye çalıştığı etkiyi bir tık olsada düşürüyor.

Toparlayacak olursak Normal People herkese göre değil ama merak ettiyseniz sizi içine alıp götürecek kısa bir dizi. 

Puanım:8/10 (Çerezlik izlenir) 

Kategoriler
Dizi İncelemesi Main page

Euphoria 1. Sezon İncelemesi

Biliyorum uzun zaman oldu ama bomba gibi döndüm. Her hafta yazı yazmaya çalışacağım. Eğer bomba gibi dönüyorsam bunu bomba gibi bir dizi ile yapmalıyım dedim. İşte o dizi: Euphoria

Öncelikle Euphoria herkese göre değil ama dizi Hbo’nun yani kötü bir şey görme olasılığınız düşük.

Dizinin beni en çok içine çekme sebeplerinden biri hikayenin çok iyi olması ve her bölüm’ün başında 5-10 dakikalık bir karakterin backstorysini anlatması, benim o karakterlerin neden öyle davrandıklarını ya da nasıl düşündüklerini anlamamı ve onlarla empati kurabilmemi sağladı. Mesela Nate ve Maddy’nin hikayeleri benim favorilerimden bu hikayeleri dinleyince neden öyle davrandıklarını ve insanlarla olan ilişkilerinin nasıl evrildiğini anladım. Bu sekanslar bile bence her bir karakterin ne kadar dolu olduğunu ve her birinin hayata tutunacak bir sebepleri olduğunu gösteriyor. Bu da senaryonun ne kadar incelikle yazıldığının bir göstergesidir.

Dizinin başka çok iyi yaptığı şey ise kesinlikle sahnelerin kurgusu ve çekimler. İlk bölümde Rue’nun uyuşturucu etkisinde olduğu sahne ve zeminin yer değiştirmesi aslında Inception’da olan sahnelerden biri. Dikkatli bir şekilde bakarsanız görebilirsiniz çünkü dizi bunlar ile dolu.

Şimdi geldik en can alıcı noktaya yani oyunculuklara. Ben bu konuda ne desem boş herkes çok iyi olduğunu söylüyor çünkü öyle. Yani hiç kimse mi kötü oynamaz hatta Zendaya o yıl Emmy’i aldı. Oyuncular karakterlerine inanmış ve onların ilişkilerine inanmış çünkü derslerine çalışıp karakterlere iyi bürünmüşler.(Cast seçimi çok iyi) Mesela Rue ve Jules’un ilişkisi inanılmaz. Bazen sadece onların olduğu sahneleri görmek için tekrar ve tekrar izlediğim bölümler oluyor.

Tüm bunlar dışında ben makyaj ve köstüm ekibini tebrik etmek istiyorum. Diziden rol çalmak yerine ona değer katan bir şey olmuş. Euphoria’nın o kendine özgü hoş havasını çok iyi verebilmişler. Zaten makyajı internette viral oldu. Kostümler inanılmazdı özellikle Lexi’nin Bob Ross’u çok iyidi.

Müziklerde zaten çok iyi, Labrinth gibi bir sanatçı ile anlaşmaları ve onunda çok iyi bir iş ortaya koyması Euphoria’yı daha da mükemmel yapıyor.

Euphoria 2019’un en iyi işlerindendi hazır 2. sezonu da yayınlanırken ilk sezonu aradan çıkarayım dedim.

Euphoria herkese göre değil ama dizi Hbo’nun yani kötü bir şey görme olasılığımız düşüktü

Puanım:9.5/10 (Ağır ama izlenir)

Kategoriler
Dizi İncelemesi Main page

Sen Çal Kapımı

Evet ilk defa bir diziyi eleştireceğim yazıma hoşgeldiniz. Hoşgeldiniz demişken şimdi size bir test yapacağım bu 3 soruluk testin sonunda bu yazıya hazır olup olmadığınızı öğreneceksiniz.

  • Full gömmeleri kaldırabilirim
  • Sonunu söylesende bi şey olmaz
  • Ve son olarak kşişe kaldırabilirim

Sen çal kapımı zengin bir iş adamının OĞLU’nun İtalya da okuyup fakat fakir olup bursunun kesilmesiyle beraber zengin iş adamının oğlunun 2 aylık nişanlısı olmasıyla başlıyor. Ve tabiki de kız götüyle dağları deviren cinste ama çok güzel.

Yani ne deyim kızın yine bir Errrkeğe ihtiyacı olduğu fakat oğlanında kendini böyle tatmin etmesiyle beraber tahminen hata eminim ki sonunda gerçekten sevgili olup evlenecekler.

Yani yapacak bir şey yok kadınların güçlü gösterildiği dizilerin hiç olmamasıyla beraber kadınların aşağılanmasını milyonlar izlerken. Kadınların canice katledilip bunun sadece TT olup 2 ay sonra unutulmasını kimse laf etmiyor. Artık gelişmeliyiz çünkü yok oluruz.

Haftaya ne incelemesi istiyorsanız yazın.

Kategoriler
Dizi İncelemesi Main page

Hakan Muhafız 4. Sezon incelemesi

Hakan muhafız benim en sevdiğim Netflix dizilerinden biri. Çünkü oyuncu kadrosuyla ve Netflix’in ilk türk yapımı işi olduğu için de çok büyük bir beklentiye girmedim ama yinede klasmana göre iyi.

Oyuncu kadrosuda şöyle:

  • Çağatay Ulusoy – Hakan Demir, Kendisine verilmiş gizli bir görev ile İstanbul’u korumak zorunda olan bir Muhafız. (4 sezon)
  • Ayça Ayşin Turan – Leyla Sancak, Erdem’in asistanıdır. (1-2. sezon)
  • Hazar Ergüçlü – Zeynep, Hakan’ın yakın arkadaşı, Sadık olanlardan. (4 sezon)
  • Okan Yalabık – Faysal Erdem, iş adamı görünümünde olan bir ölümsüz. (4 sezon)
  • Burçin Terzioğlu – Rüya, Faysal’in sevgilisi olan bir ölümsüz. (1. sezon son bölüm konuk oyuncu, 2-3. sezon daimi ve 4. sezon konuk oyuncu)
  • Yurdaer Okur, Kemal Erman, Zeynep’in babası ve sadık olanlardan. (1. sezon)
  • Engin Öztürk – Levent, Hakan’in kardeşi. (2-3. sezon)
  • Taner Ölmez – Burak, Hakan’a panzehiri yapması için yardımcı olacak mücadeleci genç. (3-4. sezon)
  • Funda Eryiğit – Nisan, Hakan’ın İstanbul’u kurtarmak için maceraya koyulurken karşısına çıkan gizemli kadın. (3-4. sezon)

Diğer oyuncularda bu şekilde:

  • Defne Kayalar, Suzan Bayraktar (1-2. bölüm)
  • Cankat Aydos, Memo (1-2. bölüm)
  • Mehmet Kurtuluş, Mazhar Dragusha (1. sezon)
  • Cihat Süvarioğlu, Yasin Karakaya (1. sezon)
  • Erol Gedik, Murat (1. sezon)
  • Selçuk Zurnazanlı, Selim (1. sezon)
  • Şenay Aydın, Derya (1. sezon)
  • Helin Kandemir, Ceylan (1-2. sezon)
  • Fatih Dönmez, Orkun (2. sezon)
  • Cem Yiğit Üzümoğlu, Emir (2. sezon)
  • Saygın Soysal, Mergen (2. sezon)
  • Çigdem Selisik Onat, Azra (2. sezon)
  • Ayse Melike Çerçi, Piraye (2. sezon)
  • Kubilay Karslioglu, Serdar (2. sezon)
  • Hakan Ummak, Can (2. sezon)
  • Boran Kuzum, Okhan (2-4. sezon)
  • Miray Daner, Kâhin (2-4. sezon)
  • İlayda Alişan, Aylin (3-4. sezon)

Hakan muhafızı açıklamanın en kısa yolu şudur:

  • İlk sezon iyi bir başlangıç ( yumruk sahnesi hariç aşağıdaki)
  • 2. Sezon ilkini altında ama fena değil.( sezon yine sürükleyici)
  • 3. Sezon başarılı ilki gibi bu sefer yeni karakterler giriyor işin içine
  • 4. sezon Harika final diyebilirim.

Hakan muhafızı kısaca açıkladım ama bu dizi bize bir şey gösterdi o da yaparsın konaklı dizi elalem yapar türkü kahraman.

Ne fena laf mı oldu boş ver şu TV de yeni çıkan ağalı diziyi açsana.

Kaynakça: wikipedia(oyuncu listesi)

Reklamlar
Kategoriler
Dizi İncelemesi Main page

Exatlon Challenge

Netflix’in yeni türk içeriği olan exatlon challenge bugünkü konumuz. Başlamadan önce burada kimler yarışıyor onu görmek lazım.

Doğan Kabak,
Buse Plan,
Barış Erdoğan,
Burce Yağmur Karabal,
Uras Benlioğlu,
Aleyna Şen,
Dilan Ay,
Buğra Kazancı,
Gözde Demiral,
Hayrettin,
Mendebur Lemur,
Öykü Berkan,
Furkan Kaya,
Elanur Pat,
Furkan Yaman,
Dilara Aydın,
Oğuzhan Uğur–> sunucu yardımcısı gibi bir şey
Orkun Işıtmak–> sunucu ve ortak yapımcı Tabiki acunla beraber yapımcı

Reklamlar

Bu programı özetlemek için şunu diyebilirim Survivor + Fear Factor. Yani Survivor gibi yarışmalar var bunun sonucunda kazanan parti partiyken kaybeden böcekler ve yılanlar ve niceleri. Bunun yanında elemelerde oluyor ve en son bir kişi kalana dek devam ediyor.

Totalde 15 bölüm olan yarışma benim kanaatimce Survivor sevenler ve Twitch ve Youtube takınlar için ideal ama yayıncılar ve youtuberlar var diye hemen yükselmeyin. Yani bence on üzerinden beş.

Yorumum bu kadardır ve oyunlarıda eleştirmemi istermisiniz? Cevaplarsanız sevinirim.

  1. Güzel değerlendirme, kısa ve öz😊

Kategoriler
Dizi İncelemesi Main page

Aşk 101 bir neslin analizi

Netflixin 3,5. türk dizisi olan Aşk 101 çok beğenildi ama saçmalıklarınada doyum olmadı. Bu arada saçmalıklara başlamadan önce DİZİDE GAY KARAKTER YOK. Şimdi devam edelim. Mesela benim babam o yıllarda lise okumuş birisi ve şunları diyor:

“Eğer saçımız elimizi koyduğumuzda bir parmak üsteyse tren yolu yapıyorlarmış saçlarına aynen şu görsel gibi:

Tamam dalgamızı geçtikten sonra artık gerçek yorumlarımı yapabilirim. Adamlar izleyince bu gibi hataları affettiyorlar, yani seyir zevki düşmüyor. Herkes yani çoğunluk Sinan karakterini çok sevdi. Bence bunun sebebi insanların söylemek istemediği şeyleri çok rahat bir şekilde söylüyor. Mesela,” Biz babadan böyle gördük.” lafını öyle bir açıklıyorki benim aklımdakinin anlamını tam söyledi.

Konu bakımından bakacak olursak çok saçma bir konusu var çünkü okuldan attılmamak için onlara oy veren hocayı başka bir beden öğretmenine aşık etmeye çalışıyorlar ama aşık etmeye çalıştıkları hocanında öküzden farksız bir nişanlısı var. Evet bunları söyleyince lan bu bizim televizyonda izlendiğimizden bir farkı yok diye bilirsiniz. Aslında doğru çünkü bu diziyi yapan Ay Yapım, Netflix değil o yüzden parasal açıdan çokta iyi bir durumu yok.

Oyuncuların oyunculukları için söyleye bileceğim tek şey şudur:

Kısacası Aşk 101 batığınızı çıkarıp çerezlik izlenebilecek bir dizi. Yeni dizi film tavsiyelerinizi yorumlara yazın.

Kategoriler
Dizi İncelemesi Main page

La casa de papel 4. sezon

La casa de papelin 4. sezonunu 3 Nisanda çıktı ve ben 2 kez izledim ve tek kelimeyle acayip iyiydi yani mükemmeldi. Beğendiğim tarafları:

  • Harika bir senaryo matematiği
  • Mükemmel çekim tekniği
  • Ve geçmişle bağlantı yapması sayesinde olayları daha iyi anlamamız

Beğenmedğim tarafları:

  • Çok küfür içermesi
  • ve mantık hataları

Daha fazlası için bu podcastimi dinleyebilirsiniz.

Translate »